Ne zaman caysam senin olmamandan,
Yüzüm düşer içime kapanırım.
Bana bakıp hatrımı sormamandan,
Kırık göçük kalbime sığınırım.
Ne zaman göğe baksam oradasın,
Kışın yaktığım korsun, sobadasın,
Üşümüş gönlümü ısıtıyorsun,
Kendimi kapattığım boş odasın.
Ne zaman görsem yüzünü uzaktan,
Heyecandan titrerim bilmezsin sen.
İçimde başlattığın kör salgından,
Hastalanıp ölürüm görmezsin sen.
Ne zaman gizlice rüyama girsen,
Aramadan bulabilirim seni.
Kalbimin içine saklanıyorsun,
Yanlış yer deyip uyarırım seni.
Ne zaman kabullensem yokluğunu,
Sana değil, yokluğuna kızarım.
Dudağına değen aşk şarabını,
Ölesiye kadar içer, sızarım.
Ne zaman aklıma gelse yolların,
Hatırlarım mis kokan saçlarını.
Belime kavuşamayan kolların,
Eritir erimeyen karlarımı.
Ne zaman tarif etsem seni sana,
Kulaklarını kapatıp dinlersin.
Sevda peşinde gezme dedim sana,
Benim gibi derde düşüp inlersin.
Ne zaman göreceğim o yüzünü,
Ne vakit duyacağım şen sesini,
Sana senden fazla istiyorum ben,
Mutluluğun kapına gelmesini.
Ne zaman elinin tersiyle itsen,
Belirir dolu bir hüzün yanımda.
Beni kovacağına kendin gitsen,
Kaynar adının baş harfi kanımda.
Ne zaman elveda desem her gece,
Yere bırakıp gidemem adını.
Gözümün içine bakıp gelme de,
Gelmeyeyim hayatımın kadını...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder